Tabanca Taşıma ve Kullanma/Neden Silah Taşınır

Vikikitap, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Silah merakı nereden geliyor?[değiştir]

Genç yaşlarda, hattâ daha çocukken, toplumumuzda, erkek çocuklar silaha merak salarlar. Bu belki içgüdüyle, belki de anne babanın aldığı oyuncaklardan etkilenmekle oluşur bu istek. Belki de her iki sebeple de... Kültür genetiği sebeptir belki de...

Hiçbir canlıyı öldüremeyen, buna rağmen silah merakı olan bazı silah severlerin ifadesi daha başka. Diyorlar ki:

Ulaşılamayan hedeflere ulaşabilme arzusunu tatmin.

Sanki bu düşünce biraz daha akla yatkın gibi...

Hangi amaca yönelik olursa olsun, silah almadan önce bir düşünelim.

Silah edinmeden önce amacımızı gözden geçirelim[değiştir]

Neden silah edinmek istiyoruz?

  • Saldırı için mi?
  • Ayrıcalıklı olma veya gösteriş için mi?
  • Savunma için mi?
  • Ulaşılamayan hedeflere ulaşma arzusunu tatmin için mi?


Önce şunu bilmemiz gerekir ki, silah taşıyor olmak ayrıcalıklı olmak demek değildir. Tam tersine toplumda rağbet görme yerine itici olmaya sebeptir. İnsanlar size ya tehlikeli bir adam gözüyle bakarlar, ya da her an tehlikeyle karşı karşıya olan adam gözüyle... Hangi sebeple olursa olsun iticisinizdir. Kimse sizinle birlikte olmaktan mutluluk duymaz.

Çevreye karşı bir üstünlük de sağlayamazsınız. Zira her isteyenin temin edeceği bir şeydir bu. Silah almak çok kolay; böyle ayrıcalık olmaz. Ayrıcalık odur ki, büyük gayretle veya yetenekle sayılı kişiler tarafından elde edilsin... Yoksa her müracaat edenin elde edebildiği şey ne üstünlük olur, ne de ayrıcalık.

Bu niyetle silah alacak olanlar duygularını tekrar gözden geçirmeli.

Saldırı için alınan silaha söylenecek bir söz yok. Allah akıl fikir versin; doğru yola iletsin!

Savunma için alınmışsa durumu bir gözden geçirelim:

Savunma için genellikle kimler silah alıyor?[değiştir]

  • Sanayiciler,
  • Mutemetler,
  • Hukukçular,
  • Kuyumcular,
  • Kırsal alanda çalışanlar, ve müteahhitler vs...


Daha önce de belirtildiği gibi, savunma için pek işe yaramamasına rağmen nadir durumlarda işe yarayabileceği varsayılır.

Bir saldırı vaki olmuş ve kurtulabilmiş, bir yere sığınabilmişseniz, vakit kazanmış ve silahtan yararlanabilir bir duruma gelmişsiniz demektir. Aksi halde, saldırgan her zaman avantajlıdır. Zira hedefini seçmiştir. Siz ise hedefsiz ve hazırlıksızsınızdır. Silah sahibi olmanıza rağmen korunma ve savunma şansınız zayıftır. Ayrıca gene daha önce bahsettiğim gibi, kendinizi silahla koruyabildiğiniz zaman da yasalarla başınız derde girecektir. Bu bakımdan Allah muhtaç etmesin!

Belirli adedin üzerinde işçi çalıştıran sınai işletme yöneticilerine silah taşıma ruhsatı veriliyor. Ne amaçla işçi sayısına bakılmaktadır diye düşündüğümüzde bir mantık bulabiliyoruz. Toplum psikolojisi sebebiyle meydana gelebilecek olaylara karşı diyebiliyoruz.

İşçinin provoke edilmesiyle meydana gelebilecek, şuursuz bir ayaklanma karşısında havaya ateş açılması, insanların bir anda kendine gelmesine yardımcı olabilir ve “Ben ne yapıyorum?” diyerek davranışlarını kontrol altına alabilir . Yoksa şahısa ateş edilebilir anlamı taşımaz.

Sınaî işletme yöneticisinin saldırıya uğrama ihtimali varsa, genellikle fabrika alanı içindedir. İşçi, iş alanına, üst aramasından geçerek girdiğinden silahsız olduğu muhakkaktır (diye düşünülür). Sınai işletme yöneticisinin kütlesel bir kaba kuvvete maruz kalma riski vardır; silahlı saldırıya uğrama riski çok zayıftır. Bu bakımdan, zaruret halinde silah kullanımı, havaya ateş açma şeklinde olacaktır. Bu da can kaybına sebebiyet vermeyecektir.

Diğer iş sahiplerinin silah taşımaları ise doğrudan can güvenliğine dayalıdır. Tabi ne kadar işe yarayacaksa!

Özellikle mutemetler, kuyumcular ve hukukçuların silah taşımaları ayrı bir risk unsurudur. Zira bu iş sahiplerinin, saldırıya uğrama riski, sınai işletme yöneticisinden farklı olarak, genellikle sivil toplum içinde, halkın arasındayken vardır. Bu durumda silah kullanmak son derece sakıncalıdır. Zira havaya ateş etmek saldırı riskini azaltmayacak, tam tersine artıracaktır. Saldırgan silahlıysa, toplum içinde sorumsuzca ateş edebilecek fakat iş sahibi silahını çekmesine rağmen kullanma kararını bir türlü veremeyecektir. Zira halka zarar vermesi söz konusudur. Saldırgan ise; karşısındaki silah çektiğinden, kendini korumak için çekinmeden ve sorumsuzca ateş edebilecektir.

Burada da görülüyor ki, silah taşıma, pek bir işe yaramıyor.

Hangi meslek sahibi olursa olsun, silah taşımayı ciddi bir biçimde ve defalarca gözden geçirmelidir.

Öyle görülüyor ki, silah, aklı başındaki insanlar için amatörce bir zevkten öteye geçemiyor. Şu halde gelin, silah taşımak yerine amatörce bu zevkimizi tatmin edelim.

Bunun için de kurallara sadık kalmak mecburiyeti var.

Bazı silah sporuna meraklı olanların bir iddiası var:

Silahlı spor, en tehlikesiz spordur!

Elbette büyük bir iddia!.. Ne var ki, gerçekten de atış sporlarında (avcılık dışında) herhangi bir kaza olduğu pek görülmüyor. Bu iddiada bulunanların tezi şu:

Silah sporunda dikkat yok; mutlak kural var!”.

Diyorlar ki:

Hangi sporda kurallara uyarsanız uyun kaza olur. Fakat silahlı sporda kurallara uyulduğunda, kaza söz konusu değildir.

Bu iddialar ne kadar doğrudur bilinmez. Ancak akla yatkın gelen husus, kurallara mutlak uymak...