Tabanca Taşıma ve Kullanma/Antrenman

Vikikitap, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Antrenmana başlamadan önce bazı hazırlıklar yapmalıdır. Beden hazırlığı, ruh hazırlığı, silah hazırlığı gibi. Bu hazırlıkların tamamlanmasından sonra vaziyet alınır ve antrenmana başlanabilir.

Beden hazırlığı[değiştir]

Tabanca, tüfekten çok daha tehlikelidir. Zira tüfek namlusu, boyunun uzunluğu sebebiyle çok çabuk yön değiştiremez. Fakat tabanca sadece elle tutulduğundan ve bilek çok oynak olduğundan, kolumuzu oynatmadan bile namluyu, sadece bilek hareketiyle hemen her yöne süratle çevirebiliriz. Bu da büyük tehlike yaratır. İşte bu sebeple, tabancayı elimize aldığımız andan itibaren, bileğimiz kesinlikle sabitlenme alışkanlığı kazanmalıdır. Bu çalışmaları elimizde silah yokken de yapabiliriz.

Tabancayı elimize aldığımız andan itibaren bileğimiz sabit olmalıdır. Bilek hiçbir yöne kıvrılmamalıdır. Silahı her elimize aldığımız an bileğimizin adeta kilitlendiğini hissedecek kadar çok çalışma yapmalıyız. Silah atışında bacakların kuvvetli olması, kollardan daha önemlidir. Unutmamalıdır ki yere sağlam basamayan bir vücudun üst tarafının kuvvetli olması hiçbir şey ifade etmez. Yere çok sağlam basmalıyız ve dengeli durmalıyız ki, vücudun üst kısmında bulunan kollarımız sabit kalabilsin, sallanmasın. Bu husus genellikle gözden kaçmaktadır.

Bir atış müsabakası öncesinde öncelikle bacak kaslarımızı sonra da kol kaslarımızı güçlendirecek ve denge yeteneğimizi artıracak basit çalışmalar yapmalıyız.

Sol ayağımız hafifçe önde; iki ayak arasında 1 karıştan biraz fazla açıklık olacak şekilde durur, iki elimizi kavuşturarak ileri uzatırız. Çok yavaş hareket ederek yere çömelir, ve gene çok yavaşça kalkarız. Yere çömelirken nefes verir, ayağa kalkarken nefes alırız. Nefes verme ve alma süreçleri, çömelme ve kalkma süreçleriyle eşdeğerli olmalıdır.

Bu hareketleri yoruluncaya kadar yaparız. Bu çalışmalar, zaman içinde, bacak kaslarımızın yeterince güçlenmesine yardımcı olacaktır.

Daha sonra denge hareketleri yapmalıyız. Önce sol ayak üzerinde durarak, sağ bacağımızla önce saat yönünde 8-10 defa; sonra saat yönünün tersine aynı miktarda, geniş yuvarlaklar çizmeliyiz.

Bu hareketler sol bacak üzerinde dururken de tekrarlanmalıdır.

Yinelemekte yarar görüyorum; çökme-kalkma ve denge hareketleri oldukça yavaş yapılmalıdır.

Kollarımızın çok kuvvetli olmasına gerek yoktur. Ancak dayanıklılığını artırmak zorundayız. Yani, kollarımız ileriye veya yana tam uzatılmış olduğu halde uzunca durabilmeliyiz.

Bunun için de basit bazı hareketler yapabiliriz. İki elimize birden alacağımız birer Kg civarında herhangi bir ağırlığı, kollarımızı bükmeden ve yavaşça omuz hizasına kadar kaldırıp indiririz. Bu hareketleri önce kollarımızı yan tarafa, sonra da ileri doğru kaldırıp indirerek tekrarlarız. Bu hareketler de oldukça yavaş olmalıdır. Kollar kaldırılırken nefes alma; indirilirken nefes verme aynı rejimde devam ettirilmelidir.

Daha sonra gene dirseklerimizi bükmeden, kollarımızı yan tarafa açarak, kıpırdamadan, yoruluncaya kadar bekleriz. Bu hareketi, kollarımızı ileri uzatarak da tekrarlarız.

Zaman içinde bacaklarımızın ve kollarımızın yeterince güçlendiğini ve hareketlerimizin artık eskisine göre daha kontrollü olabildiğini hissetmeye başlarız.

Ruh hazırlığı[değiştir]

Silah atışında, her sporda olduğu gibi, hatta daha fazla ruh sağlığına sahip olmamız lâzımdır. Atış öncesi, sinirli ve yorgun olmamamız gerekir. Gün boyu iş hayatının yorgunluğu üzerine “Hadi, şöyle bir atışa gideyim de dinleneyim” demek kadar sakıncalı bir durum daha düşünülemez. Veya “Bugün sinirlerim çok bozuk! Biraz silah atışı yapayım da, stres atayım” düşüncesiyle atış yapılmaz.

Silah atışı için mutlaka sakin bir gün ayarlamalı, huzurlu, telaşsız bir zaman ve ortam seçilmelidir. Bu spor, ancak dinlenmiş bir vücut ve kafa yapısıyla yapılır. Araba kullanmayla kıyaslayacak olursak; nasıl ki yorgun veya uykusuzken direksiyon başına oturmak sakıncalıysa, silah atışı yapmak da o derece, hattâ daha fazla sakıncalıdır.

Silah hazırlığı[değiştir]

Atış antrenmanları mutlaka nizami poligonlarda yapılmalıdır. Buralarda mermi sekmesi ve diğer birçok sebeplerden kaynaklanabilecek kaza riskleri en aza indirilmiştir. Poligon haricinde antrenman tavsiye edilmez.

Poligona gelmeden önce silah bakımımız yapılmış, özellikle namlunun iç kısmı yağlardan temizlenmiş olmalıdır.

Poligonda, ancak atış departmanının kabinine girdikten sonra silahımızı çıkartırız. Daha önce silahımız muhafazasında bulunmalıdır.

Atışlar beşer mermi ile yapılır. Bu bakımdan silahımızın içine yalnızca 5 adet mermi koyarız.

Serbest atış[değiştir]

Serbest atış; çift el veya tek elle yapılır.

Vaziyet alma[değiştir]

Atışa hazır oluncaya kadar parmak tetiğe uzatılmamalı, tetik muhafazası yanında durmalıdır.

Çift elle:[değiştir]

Şekil 1 - Tabanca tutuş şekli

Serbest atışlarda hedef harekesizdir.

Silahı kurarız. (Revolver tabancaysa horozu kaldırırız; şarjörlü tabancaysa kapak takımını çalıştırarak namluya mermiyi süreriz.). Bu andan itibaren artık hiçbir nedenle elimizdeki silahı hedefin dışında bir yöne çevirmeyiz.

Sol ayağımız hafifçe önde; iki ayağımız arasında 1 karıştan biraz fazla mesafe olacak kadar açıkta duracak şekilde yere sağlam basarız.

Silahı sağ elimize alırız. Sağ elimizin 3 parmağı kabzayı kavrarken, işaret parmağımız tetiğin üzerinde; ancak tetiği saracak şekilde değildir. Tetik, işaret parmağımızın ucuyla ilk boğumu arasındaki mesafeye dayanacak şekildedir. Bu durumda, tetiğe uzanan parmağımızın iç yüzeyi kabzadan uzaktadır. Yani kabzaya temas etmez. Bu tutuşta, tetik ezilirken parmağın hareketi, kabzaya temas etmediği için, silahın oynamasına ve hedefin şaşmasına sebebiyet vermez.

Başparmağımız kabzanın sol yanında ve hedefi gösterir yöndedir (Şekil 1).

Sol elimizin işaret parmağı ve başparmak hariç, diğer üç parmağımızla, kabzayı kavramış elimizin üstüne sararız. Başparmağımız, kabzanın sol tarafında; sağ elimizin başparmağının altında, ve ona hafifçe dayanacak şekilde ve hedefi gösterir konumdadır. Sol elimizin işaret parmağı ise tetik muhafazasının önüne yerleştirilir. Bu şekilde, sağ elimiz silahın ağırlığını taşırken ve sol elimiz de, sağ elimizin sallanmasını engellerken, işaret parmağımız da namlunun yönünü sabit tutmamızı sağlar.

Ellerimizle silahı fazla sıkmamalıyız; fazla da gevşek tutmamalıyız. Bunun için şöyle bir benzetme yapılır:

Silahı, elinizde kuş tutar gibi tutmalısınız. Gevşek tutarsanız kuş kaçar; çok sıkarsanız ölür.

Silahı bu şekilde kavradıktan sonra, kollarımız ön aşağı doğru, vücudumuzla yaklaşık 15 derecelik bir açı yapacak şekilde vaziyet alırken, arpacığı gezin içinde görecek şekilde ayarlarız. Bu işlemler sırasında elimiz tetik üzerinde değil, yanında durur.

Atışa hazırlanırken kollarımızı belli bir açıyla tutmamızın sebebi, silahın kazara ateş alması durumunda, merminin, geri sekmeyecek bir durumda olmasını sağlamak içindir.

Tek elle:[değiştir]

Bu durumda silahı tutuşumuz farklıdır. Sağ elimize alarak kavradığımız silahı, bu defa gövdemize dik değil, sol-sağ omuz hizamızda (tamamen sağ yanımıza doğru) tutarız. Bu tutuştaki amaç, gez ve arpacığın gözümüzden olabildiğince uzaklaşmasını sağlamaktır. Başımızı sağ tarafımıza çevirerek nişan alırız.

Bu durumda, çift elle atışa göre elimiz daha fazla titreyecek ve daha fazla gezinecektir.

Nefes[değiştir]

Kollarımızı dik bir şekilde ve yavaşça yukarı doğru kaldırırken yavaşça nefes almaya başlarız. Bu kaldırma hareketi sırasında, gözümüzle, arpacığın, devamlı gez içinde kalmasına gayret ederiz. Bu esnada kollarımız, vücudumuzdan hedefe doğru dik olarak çizdiğimiz hayalî bir çizginin üzerinde olmalıdır; gövdemize göre ne sağ tarafa ne de sol tarafa kaçmış olmalıdır.

Silah göz hizasına kadar kalktıktan sonra, nefesimizi tutarız. Nefes alırken öyle ayarlamalıyız ki, silah aşağıdayken nefes almaya başlamalı ve silah tam göz hizamıza geldiğinde nefes alışımızı tamamlamış olmalıyız. Ciğerlerimize aldığımız hava ne çok, ne de az olmalı. Derin nefes almış olursak da, az nefes almış olursak da, nefesimizi yeterli süre tutamayız ve dikkatimiz dağılır. Bu beceri de çalışmayla kısa sürede kazanılır. Nefes alma ve tutma çok önemlidir.

Nişan alma[değiştir]

Serbest atışta tek göz ile nişan almanın sakıncası yoktur. İki göz açık olarak atış; hareketli atışta lâzım olacaktır. Gene de alışkanlık elde etmek için, iki göz açık olarak atışı tercih etmekte yarar vardır.

Silah artık göz hizamızda ve arpacık, ‘gez’in içindedir. Ancak bu yeterli değildir. Gezin içinde duran arpacığın üst hizası, gezin en üst hizasında olmalı; arpacıkla gez arasında sağ ve sol yanlarda kalan boşlukların mesafesi de eşit olmalıdır. Böylelikle gez ile bütünleşmiş olan arpacık, hedefe yöneltilir.

Elimiz artık tetikte ve tetik düşürmeden önce bu vaziyette en fazla 10 saniye kadar durularak hedef bulunmaya çalışılır. Şayet bu zaman içersinde karar vererek tetik düşürememişsek, atış ertelenir. Kollarımızla silah aşağı doğru ve vücudumuzla 15 derecelik bir açı yapacak şekilde yavaşça aşağı indirilerek atış öncesi konuma gelinirken nefes bırakılır.

Bu vaziyette yeterince beklenirken birkaç defa derin nefes alınır verilir; kollar dinlendirilir. Yeterince dinlendiğimize inanınca nefes alma ve nişan alma hareketleri tekrarlanır.

Nişan alınırken, tetik düşürmede bazen kararsızlık geçirme söz konusudur. Bu sebeple dinlenme hareketine birkaç defa geçmekte sakınca yoktur.

Nişan almada yardımcı etkenler[değiştir]

Şekil 2 - Optik derinlik sağlayıcı
Şekil 3 - Optik derinlik sağlayıcı

Yapısı itibariyle göz; ya yakına veya uzağa net yapar. Aynı anda hem uzağı ve hem de yakını net görmek genellikle pek mümkün değildir. Oysa nişan alırken gez ve arpacık bize yakın; hedefse uzaktır. Gözümüzü gez ve arpacığa net yapsak, hedefi bulanık görürüz. Uzağa net yaparsak, gez ve arpacığı bulanık görürüz.

Bu durumda; yardımcı araç kullanmıyorsak hangi şartı seçmemiz gerekir? Elbette gez ve arpacığı net görmeyi seçmemiz gerekir; hedefi değil!. Zira nişan almada silahta yapacağımız ufak bir hata hedefe olan mesafe oranında büyüyecektir ve hedefte sapma çok büyük olacaktır.

Yardımcı araçlar kullanarak bu sakıncayı ortadan kaldırmamız da mümkündür. Şayet gözümüz sağlıklı değil de dereceli gözlük kullanıyorsak, gözlük üzerine takılan diyaframlı optik bir derinlik sağlayıcı aygıt kullanabiliriz. Aksine, gözümüz sağlıklı ve dereceli gözlük kullanmıyorsak, kendimize düz camlı bir gözlük yaptırarak, diyaframlı optik derinlik sağlama aygıtını onun üzerine takabiliriz.

Optik derinlik sağlayıcı nedir?

Gözlük camının üzerine takılan, fotoğraf makinesinin diyaframı gibi, elimizle çapını büyütüp küçültebileceğimiz bir diyaframa (deliğe) sahip mekanizmadır (Şekil 2, 3). Bu küçültülmüş delikten baktığımız zaman, hem yakını, hem de uzağı ayna anda net görme imkânına sahip oluruz. Delik ne kadar küçültülürse, o oranda yakın ve uzağı aynı anda net görebiliriz.

Görme netliğinde derinlik” dediğimiz şey, yakın ve uzak arasındaki net görebildiğimiz mesafenin uzunluğudur. Net alanın derinliğidir. İşte optik derinlik sağlama aygıtı dediğimiz mekanizma bize bu imkanı sağlayarak, yakınımızdaki gez ve arpacıkla birlikte, uzaktaki hedefin aynı anda net görünmesini sağlar; net alan derinliğini artırır.

Derinlik nasıl artıyor?

Görme bozukluğu olan kimseleri, gözlük kullanmadığı durumlarda dikkatle izlersek, aydınlık bir ortama çıktıklarını veya daha kuvvetli bir ışık aradıklarını görürüz. Bunun sebebi, aydınlık bir ortamda, göz bebeğinin küçülmesi, yani diyaframın kısılması sebebiyle netlik derinliğinin artmasıdır. Daha açık bir ifadeyle, göz bebeğinin küçülmesi (gözün diyaframının kısılması), derinliğin artması sebebidir. Bu da demektir ki, gözümüzün diyaframını kısarsak, göz bozukluğuna rağmen netliğin artışını sağlarız.

Yurt dışında bu tür optik araçlar satılmaktadır. Yurt içinde olup olmadığını bilmiyorum. Ancak böyle bir aleti temin edemezsek de üzülmeyelim. Çok basit bir çaresi var.

Önce şöyle bir deney yaparak konuyu daha iyi anlayalım:

Loş bir ortamda elimize bir kalem alalım. Kalemin ucu yukarıda olacak şekilde, gözümüze bir karış mesafede tutalım. Tek gözümüzle bakarak, bu kalemin ucuna denk gelen uzaktaki bir cisme bakalım. Uzaktaki cismi net gördüğümüzde, kalemin ucunu bulanık göreceğiz.

Şimdi, duruşumuzu bozmadan, gözümüzün önüne, daha önceden hazırladığımız, ortasında yuvarlak bir kürdanla delik delinmiş siyah bir kâğıt getirelim ve bu delikten, yakınımızda duran kalem ve uzakta duran nesneyi inceleyelim. Bir anda kalemin ucunun da, uzaktaki nesnenin de netleştiğini göreceğiz. Ne var ki, görüşümüz bir miktar kararacak. Fakat bu şekilde netlik derinliği kazanmış olacağız.

İşte bu basit metottan istifadeyle, kendimize bir optik netlik düzeltme aracı yapabiliriz. Işık geçirmeyecek, küçük, siyah bir karton veya kâğıt parçasının ortasını yuvarlak bir kürdanla delelim. Kâğıt parçasını, gözlüğümüzün tek camını tamamen kapatacak ve deliği, tam gözümüzün önüne gelecek şekilde camına yapıştıralım. Optik derinlik düzeltme aletimiz artık hazır. Yapacağımız iş bundan ibaret. Artık bu delikten baktığımızda hem uzak, hem de çok yakın mesafeyi aynı anda net görebiliriz. Tabi bu şartlarda ortam ne kadar aydınlık ve delik ne kadar küçükse, derinliğin o kadar arttığını görürüz.

Bu şartlarda, nişan almada, müsabakadaki rakiplerimize üstünlük sağlayacağımızdan emin olabiliriz. Ancak unutmamak gerekir ki, optik derinlik sağlayıcı aracı kullanmak için tek göz kullanmak, diğerini kapatmak zorunda kalırız.

Tetik ezme ve atış[değiştir]

Atış kabinine girdiğimiz andan itibaren yanımızda kimse bulunmamalıdır. Bize yardımcı olacak veya atışımızı yakından izleyecek bir kimse varsa kesinlikle arka sol tarafımızda, bizden yeterince uzak bir yerde durmalıdır.

Şarjörlü silahlarla yapılan atışlarda, kovanın, silahın sağ tarafından dışarı fırlayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Silah atışı, filmlerde gördüğümüz gibi olmaz! Yani silah atışında tetik çekilmez!Tetik ezme” dediğimiz bir uygulama yapılır.

Horoz kuruluyken tetikte bir miktar boşluk vardır. Nişan aldıktan sonra yavaşça bu boşluğu aşacak ve parmağımız bir direnç görecek kadar tetik boşluğunu alırız. Bu noktada tetiğin üzerindeki parmağımızda basıncı gittikçe artırırız. ASLA TETİK ÇEKMEYİZ! Horoz ne zaman düşerse düşer, bizi ilgilendirmez. Bu zaman zarfında kolumuz da bir miktar sallanır, hedefin etrafında gezinir. Kendimizi zorlamadan hedef üstünde kalmaya çalışırız. Bu arada elimizin titremesi söz konusuysa bu da bizi ilgilendirmez. Zira elimizin bir miktar titremesi ve kolumuzun bir miktar oynayarak, arpacığın hedef üzerinde ve civarında gezinmesi son derece doğaldır. Kesinlikle elimizi sabit tutmaya ve titremesini engellemeye çalışmayız.

Bizi ilgilendiren tek şey, hedeften sapan gez ve arpacığı hedefe getirmeye çalışmaktan ibarettir. Bu arada dikkat edilmesi gereken en önemli şey, arpacık hedefe geldiğinde tetiği çekmemektir. Tetik, kendisi istediği zaman horozu düşürmelidir. Bu arada silahı sıkmamaya, elimizi rahat tutmaya çalışmalıyız. Bir de bu uğraş süremizin 10 saniyeyi geçmesi halinde atışı erteleyip, dinlenmeye geçmeliyiz.

Bu tarza “Tetik ezme” denir.

Tekrarlayalım: Tetiğe 10 saniye içinde gittikçe artan bir basınç uygulamayla, tetiğin horozu herhangi bir zamanda kendiliğinden düşürmesine “Tetik ezme” denir. En başarılı atış, bu şartlarda sağlanır.

Konuyu anlamak kolay ama uygulamak zordur. Hem de çok zordur. Çünkü:

Bir seri atış, beş mermi atışıyla yapılır. Hedefteki bu beş merminin isabet ettiği alan puanlarının toplamı başarı seviyemizi gösterir. Her atıştan sonra vücut ve dikkat yorgunluğu oluşur. En önemli yorgunluk, dikkat yorgunluğudur. Belki iki veya üçüncü atışlara kadar nefes, nişan alma ve tetik ezme usullerine uyduğunuzu; ancak dördüncü ve beşinci atışlarda bunlardan ya bir veya ikisine, ya da hiçbirisine uymadığınızı görürsünüz. Elinizin, beyninize itaat etmediğini; elinizin hedef üzerinde gezinmesi sırasında, hedef üzerine geldiği an tetiği çektiğinizi fark edersiniz.

Bu hataları ancak uzun çalışmalardan sonra düzeltebileceğinizi göreceksiniz.

Hareketli atış[değiştir]

Genellikle, aceleciliğimiz nedeniyle, serbest atışı ilk başlarda küçümseriz ve hemen hareketli atışa özeniriz. İşte kocaman bir yanlış!.. Serbest atış bize disiplini ve vücudumuzu doğru kullanmayı öğretecektir. Her işte olduğu gibi bu konuda da sabırlı olmamız ve disiplin kazanmamız gerekir. Ancak bu disipline sahip olduktan sonra hareketli atışa geçebiliriz.

Hareketli atış konusunda çok durmayacağız. Temel birkaç konuyu ele almayı yeterli buluyoruz. Zira amacımız nişancı yetiştirmek değil, belirli bir disipline sahip olarak, yaptığımız işin bilincine varmaya yardımcı olmak... Nişancı yetişmek istiyorsak, bu iş zaten kitapla olmaz! Profesyonel ve ehliyetli kişilerden eğitim almak gerekir.

Hareketli atışlarda; serbest atışlardaki imkânların çoğuna sahip değilizdir. Bir kere, serbest atıştaki 10 saniyelik kararsızlık aşma süremiz yoktur. Böyle bir sürede hedef kaçmıştır. Ayrıca nefes kontrolü zorlaşmıştır. Optik derinlik düzeltme aracı kullanma şansımız yoktur. Zira iki gözümüzü de açık tutmak zorundayızdır.

Hareketli atışta üç çeşit söz konusudur.

  1. Hedef hareketlidir, biz sabitizdir,
  2. Biz hareketliyizdir, hedef sabittir,
  3. Hem hedef hem de biz hareketliyizdir.

Poligonlarda, hareketli atışlarda çeşitli rejimler vardır. Bunlardan bir tanesi “Düşman-dost ayırımı” yapmak... Ancak her üç şartta da düşmanla dostu ayırt ederek, anî beliren hedefin dost mu, düşman mı olduğunu hatasız ve hızla kavramak amacımız olmalıdır. Anî beliren hedef düşman ise vakit kaybetmeden ateş etmeli; dost ise ateş etmemelidir. Bu becerileri kazanmak; serbest atışlarda başarı ve disiplin sağladıktan sonra mümkün olabilir.

Vaziyet alma[değiştir]

Hareketli atışlarda, hedefi gördüğümüz an dururuz. Bacaklarımız hafifçe kırılmıştır; iki ayağımız arasında bir karıştan biraz fazla mesafe vardır. Silahı tutuşumuz aynen serbest atıştaki gibidir. Belden dönüş hareketi ile, kollarımızı çevirmeden hareketli hedefe yönelir, takip ederiz. Ancak bu durumda ellerimiz, bileğimiz ve kollarımız tamamen sabit olup, gözümüz önündeki arpacık her an gez içindedir. Tekrar ediyorum, takip, belden yapılacaktır. Belden yukarısı; kollar, bilek, başımız ve silah kilitlenmiş, hattâ adeta donmuştur. Göz-gez-arpacık hizası bir an bile bozulmaz.

Bu davranış, nişan almamızı son derece kolaylaştıracak, hedefi bulmakta vakit kazandıracaktır.

Nişan alma ve atış[değiştir]

Serbest atıştaki gibi bu atış tarzında da tetik ezilir. Serbest atışta elde ettiğimiz el becerisi sebebiyle, tetik düşürürken silahın sallanmasını en aza indirmişizdir. Hedef arpacık önüne geldiğinde, hedefle birlikte belden yukarımızı döndürerek kısa bir süre hedefi takip ederken, dönüş hareketimizi hiç duraksatmadan, silah ateş alıncaya kadar, tetiğe uyguladığımız basıncı arttırırız. Hattâ silah ateş aldıktan sonra da hedefi bir süre takip etmeye devam ederiz. Bu arada; tetik ezerken, takibi bir an duraksatıp duraksatmadığımızı değerlendiririz. Bu süreçte hiç duraksamamış olmamız gerekmektedir.

Hareketli atışta tetik ezmek, serbest atışa göre çok daha zordur. Hareketli atışta tetik ezme süresi, hedefin hızına göre, 1-2; bilemediniz 3 saniyeyi geçemez. Serbest atıştaki gibi 10 saniyemiz yoktur, zira hedef kaçmaktadır. Bu beceri zamanla kazanılabilir.

Silah tutukluk yaptığında[değiştir]

Silahın tutukluk yapması hali çok tehlikelidir. Bu durum şarjörlü silahlarda meydana gelir. Genellikle mermi hatasından meydana gelen bu durumu önceden kestirmek pek mümkün değildir.

Mermilerin kalite kontrolü sırasında hatanın gözden kaçmış olabileceği gibi silahın mekanizmasında meydana gelen bir arızadan da olabilir. Bu durum, çoğunlukla, merminin kapak takımıyla kabza arasında sıkışması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak iş, kesinlikle silahı kurcalamadan derhal bir uzmana göstermektir. Bu durumdaki silahı bir yerden başka bir yere götürmek bile sakıncalıdır. Silahın namlusu güvenli bir yere dönük olarak elden bırakılmalı ve mümkünse uzman kişi, silahın yanına çağırılmalıdır.

Atış sonrası bakım[değiştir]

Seri atışlarımız tamamlandıktan sonra poligonu terk etmeden önce silahımızın bakımını yapmamız gerekir. Barutun ateşlenmesiyle meydana gelen gazlar, silahın özellikle namlu içini kirletmiştir. Silah bakım odasına girilerek, silah şarjörlü ise, şarjör çıkartılır. Namluda mermi olmadığından emin olunur. Bunun için kapak takımı birkaç defa çalıştırılır ve namlunun arkası gözlenir. Namluda mermi kalmadığından emin olduktan sonra kapak takımı sökülür. Namlu içi kıl fırçayla temizlenir, kumaş fırçayla kalan tozlar alınarak parlatılır. Namlunu içine bakılarak, ayna gibi parladığından emin olunur. Yer yer barut izleri kalmışsa, işlemler bu sefer tel fırçayla tekrarlanır. Silah revolver ise sökülmez. Top yuvalarındaki kovanlar iticiyle itilerek boşaltılır. Namlu içi aynı şekilde temizlenir. Ancak toplu (revolver) silahlarda namlu çıkartılamayacağından içini görmek zordur. Zira namlunun arkasındaki horoz, ışığın içeri girmesine engel olur. Namlu içini görebilmek için, küçük, beyaz bir kâğıt parçası, namludan biraz uzak duracak şekilde horozla namlu arasına sokulur. Kâğıda vuran ışık, namludan içeri yansıyacağı için, namlunun ön tarafından bakıldığında yeterince temizlenip temizlenmediği izlenebilir.

Silah şarjörlü ise, kapak takımı yatakları ve horozu hareket ettiren mekanizmalar ince yağla hafifçe yağlanır. Yağın son derece az sürülmesine dikkat etmek gerekir. Silah şayet revolver ise, sadece tetik mekanizmasının yağlanması yeterlidir. Silah, bir hafta veya daha uzun bir süre kullanılmayacaksa, namlu içi de ince yağla yağlanır. Şayet bir yıl veya daha uzun süre kullanılmayacaksa, namlu içi daha kalın yağla yağlanır ve bir yağlı kâğıda sarılarak muhafaza altına alınır. Uzun süre saklanacak silahların şarjörleri boşaltılmış, horozları mutlaka düşürülmüş olmalıdır. Kurulu kalmış olan horozların ve dolu bırakılmış şarjörlerin yayları zamanla güç kaybına uğrarlar.

Mermilerin muhafazası[değiştir]

Mermiler kesinlikle kuru bir ortamda ve mutlaka silahtan ayrı bir yerde muhafaza edilmelidir. Mermi kutuları 25’er adetlik olup karton veya plastik kutularda satılır. Uzun süre kullanılmayacak olan mermiler; kutularıyla birlikte ayrıca birkaç kat kâğıda sarılmalı, sonra da naylon poşetle korunmalıdır. Doğrudan naylon poşete konması sakıncalıdır, nem yapabilir.

Korumaya alınmış mermiler, mutlaka ve her şartta ateşten ve yüksek ısıdan uzak olacak ortamlarda muhafaza altına alınmalıdır.