Salarca/Geçmiş zaman
Salarcada geçmiş zaman kipleri Türkçe ile oldukça benzerdir. Tıpkı diğer zaman kiplerinde de olduğu gibi doğrudan ve dolaylı olarak gruplara ayrılır. (Ma Wei, 2014: s. 20; Ma Wei, 2016: s. 115).
1. -cI: Doğrudan gözlemlenen ya da tecrübe edilen eylemler içindir. Olumsuzluk fiile gelen -mA- eki ile sağlanır.
• Men satcı. → Ben sattım.
Satma eylemini kişi doğrudan gerçekleştirmiştir.
• U bile bile beliği etci. → O bildiği halde böyle yaptı. (Ma Wei, 2016: s. 56).
Kişi, iş gerçekleştirilirken bunu doğrudan gözlemlemiştir.
• Ana, sen gadan gelci? → Kız, sen nerelisin? (Ma Wei, 2016: s. 72).
Soru sorulan kişi nereli olduğu bilgisine dolaysız olarak sahiptir.
2. -mIş: Dolaylı bir gözlemden elde edilen bilgi içindir. Olumsuzluk fiile gelen -mA- eki ile sağlanır.
• Munı sen vaqsa kim etmiş i?. → Sizin bakış açınızla, bunu kim yapmış olabilir? (Ma Wei, 2016: s. 72).
Soru sorulan kişi yapılan işi doğrudan gözlemlememiştir.
• Moñısqırçıq başını darağışili ganını simürmiş deba. → Pythonus'un saçlarını tararken kan emdiği söylenir. (Ma Wei, 2016: s. 161).
Söylenti kişinin kulağına dolaylı yoldan gelmiştir.
• Sükseöre belenmiş bu. → Bu, süpürgeye dönüşmüş. (Ma Wei, 2016: s. 165).
Cümlede kullanılan kipten ve metnin konusundan bunun bir masal ya da efsane olduğunu, dolayısıyla doğrudan tanık olunan bir durum olamayacağını söyleyebiliriz.
3. -gAn: Belirli bir sürede tamamlanan eylemi belirtir. Doğrudan bir deneyim oluşturmak için var, olumsuzu yoq, dolaylı bir deneyim oluşturmak için vara, olumsuzu doğrudan deneyimde yoqdır ve dolaylı deneyimde yoxa, kullanılır. (Ma Wei, 2016: s. 53).
• Men Beycinne vağan var. → Ben Pekin'de bulundum. (Ma Wei, 2016: s. 72).
• Men Beycinne vağan vara. → Ben Pekin'de bulunmuşum. (Ma Wei, 2016: s. 72).
• Men Beycinne vağan yoqdır. → Ben Pekin'de bulunmadım. (Ma Wei, 2016: s. 72).
• Men Beycinne vağan yoxa. → Ben Pekin'de bulunmamışım. (Ma Wei, 2016: s. 72).
Ağızlarda takının düştüğü de olmaktadır. Bu durumda olumsuzluk, fiile gelen olumsuzluk ekiyle sağlanır. (Ma Wei, 2016: 95).
• Men aña vamağan. → Ben oraya gitmedim. (Ma Wei, 2016: s. 95).
(Ma Wei, 2014: s. 20; Ma Wei, 2016: s. 115).
Kaynakça
[düzenle]- Dwyer, Arienne M. (1998). The Turkic strata of Salar: An Oghuz in Chaghatay clothes? Turkic Languages 2: 49-83. (İngilizce).
- Dwyer, Arienne M. (2007). Salar: A study in Inner Asian language contact processes. Part I: Phonology. Turcologica 37, 1. Wiesbaden: Harrassowitz Verlag. (İngilizce).
- Kakuk, S. (1962). “Un Vocabulaire Salar.” Acta Orientalia Academiae Scientiarum Hungaricae 14, no. 2: 173–96. (Fransızca).
- 林莲云 [Lin Lianyun] (1985). 撒拉语简志 [A Brief History of Salar], Beijing: 民族出版社: 琴書店. (Çince).
- Ma, Chengjun, Han, Lianye, Ma, Weisheng (December 2010) “nang”, in 米娜瓦尔 艾比布拉 (Minavar Abibra), editor, 撒维汉词典 (Sāwéihàncídiǎn) [Salar-Uyghur-Chinese dictionary] (in Chinese), 1st edition, Beijing.
- Ma, W. (2014). 中国少数民族语言会话读本: 撒拉语——366句会话句 [Conversational Textbook of Chinese Minority Languages: Salar Language – 366 Conversational Sentences]. 社会科学文献出版社 [Social Sciences Academic Press].
- Ma, W. (2016). 国家社会科学基金项目: 濒危语言——撒拉语研究 [National Social Science Fund Project: Research on the Endangered Language – Salar].
- Potanin, G.N. (1893). Тангутско-Тибетская окраина Китая и Центральная Монголия (Rusça).
- Tenişev, Edhem (1976). Stroj salárskovo jazyká [Salar Grameri], Moskova. (Rusça).
- Yakup, Abdurishid. (2002). An Ili Salar Vocabulary: Introduction and a Provisional Salar-English Lexicon, Tokyo: University of Tokyo.